Bilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kronos

Zeus'un babasıdır ve zamanı temsil eder aynı zamanda en güçlü Titandır.

Rhea

Kronos'un eşi, Zeus'un annesidir. Doğurganlık ve bereketi temsil eder.

Okeanos

Okyanus, eski Yunan inanışında dünyayı saran Okenaos nehridir.

Tethys

Okenaos'un karısıdır. Yeraltı ve kaynak suları, tatlı suları temsil eder.

Hyperion

Güneşi temsil eder.

Theia

Hyperion'un karısıdır. Değerli madenler, parıltılı taşları temsil eder.

Koios

Leto ve Asteria'nın babasıdır. Hem kuzey kutbunu hem bilgeliği temsil eder.

Phoebe

Koios'un karısıdır. Gizem ve kehaneti temsil eder.

Themis

Adaleti, ilahi kanunu temsil eden tanrıçadır.

Mnemosyne

Hafıza ve hatıra ile özdeşleştirilmiştir.

Krios

Savaşla ve takımyıldızlarla ilgili olduğu sanılan Titan.

Iapetos

Prometheus, Epimetheus ve Atlas'ın babalarıdır. Ölümlülüğü temsil eder.

World Wide Web Nedir?


WWW, Web, ya da W3 (World Wide Web), yazı, resim, ses, film, animasyon gibi pek çok farklı yapıdaki verilere kompakt ve etkileşimli bir şekilde ulaşmamızı sağlayan bir çoklu hiper ortam
sistemidir. Hiper ortam, bir dokümandan başka bir dokümanın çağırılmasına (navigate) olanak sağlar (iç içe dokümanlar). Bu ortamdaki her veri (object), başka bir veriyi çağırabilir (link). Link, aynı
doküman içinde başka bir yere olabildiği gibi, fiziksel olarak başka bir yerde (internet üzerindeki herhangi bir makinada) de olabilir. Bütün bu farklı yapıdaki veriler uygun bir standart ile bir arada kullanılıp bir Web Listeleyicisinde (Web Browser) görüntülenebilir. Web'in diğer bir işlevi de, öteki bazı internet servislerini kendi içerisinde barındırmasıdır (ftp, gopher, news, wais gibi).

Web uygulamaları (Web sayfaları),Web Listeleyicilerinde (Browser, Gezgin, Tarayıcı) görüntülenir. Web sayfaları, başka sayfalara ve değişik türden verilere hiper linkler içermektedir. Buralara fare ile tıklayarak, başka sayfalara, oradan da başka sayfalara geçeriz. Bu aslında çok basit bir bilgiye ulaşım modeli. Web Sistemleri, kullanılan platformdan bağımsızdır. Bir Macintosh, Pc ya da Unix Web
Listeleyicisi aynı sayfaları, aynı şekilde alırlar. Sayfaların alındığı Web Servisleri de farklı bilgisayar platformlarında olabilir. Web Listeleyicileri ve Web Servis Sağlayıcı Ortamlar hemen hemen tüm dünyada her yerde vardır ve global olarak kullanımları üstel bir şekilde artmaktadır.


Web yapısının bu kadar çok kabul görmesinin bazı sebeplerini sıralamak gerekirse :

Herşeyden önce Web, açık bir sistem. Platform, bilgisayar, işletim sistemi vb bağımlı değil. Web üzerinden pek çok bilgi kaynağına kolayca erişilebilir.
Web uygulamaları geliştirmek ve bunları kullanıma sunmak çok kolay. Çoğu durumda, uzmanlık gerektirmiyor ve fazla bilgisi olmayan birisi bile Web sayfaları dizayn edip kullanıma sunabilir.
Web ortamları artık son derece dinamik. Java ve ActiveX kullanarak, tamamen konfigüre edilebilir client (istemci) uygulamaları geliştirmek mümkün. Java kullanarak, söz gelimi bir firma, ürün
tanıtımları için, dinamik bir şekilde kendiliğinden oluşan uygulamalar yaratabilir ve sayfa içerikleri
kendiliğinden değişebilir.Bir kullanıcı, isteğine bağlı bir şekilde, bağlandığı bir veri tabanından bilgileri istediği gibi farklı gruplarda isteyebilir (client side corporation).
Aranılan bilgilere, birtakım tarama mekanizmaları (Search Engines) sayesinde kolayca ulaşılabilir.

Klasik Web tanımı böyle. 1996'dan sonra, Web'in başka bir işlevi daha ortaya çıktı : Web aslında bir
işletim sistemi!! Birbirine bağlı bilgisayarlar arasında veri paylaşımı için kuralları olan, iyi bir grafik ara birimli bir işletim sistemi. Şu an bile, Web arayüzü ile, sabit diskimizdeki dosyalar arasında
gezinebiliriz. Tıpkı, başka bilgisayarlardaki sayfalar arasında gezindiğimiz gibi. Web arayüzlü işletim sistemleri konusunda ciddi araştırmalar var.

Internet Ne Kadar Güvenli?

Internet'in, şu an için, çok fazla güvenli olduğu söylenemez. Nadiren de olsa, kişisel iletiler (e-posta, e-mail) kötü amaçlı, profesyonel kişiler tarafından illegal yollarla ele geçirilebilir. Özellikle ticari
kuruluşların Internet'i kullanmaya başlamaları ile birlikte, Internet'te güvenlik probleminin çözümü için ciddi çalışmalar yapıldı.Web üzerinden iletilen her türlü bilginin, yeni şifreleme teknikleri ve çok yüksek hızlı hatlar sayesinde yeterince güvende olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, yine de, kullanıcı şifreleri, banka kredi kart numaraları ve benzeri gibi gizlilik içeren bilgileri net üzerinde serbestçe göndermeyin (e-mail ile, güvenlik kilidi olmayan Web listeleyicileri ile vb.)

Intranet Nedir?

Intranet, sadece belirli bir kuruluş içindeki bilgisayarları, yerel ağları (LAN) ve geniş alan ağlarını (WAN) birbirine bağlayan, çoğunlukla TCP/IP tabanlı bir ağdır. Yani, küçük Internet!, Internet'in daha özel bir hali. Intranet'ler gateway'ler ile diğer networklere bağlanabilir. Temel oluşturulma amaçları, kuruluş bünyesinde bilgileri ve bilgi işlem kapasitesini paylaşmaktır. Intranet'ler, şirket(ler) içi tele-
konferans uygulamalarında ve farklı birimlerdeki kişilerin biraraya gelebildiği iş gruplarının oluşturulmasında da kullanılırlar.

Intranet'ler üzerinden HTTP, FTP vb gibi pek çok protokol uygulamaları çalıştırılabilir. Günümüzde, Intranet'ler içinde, Web erişimi ile kaynakların kullanımı oldukça yaygındır.

Bazı şirketlerdeki intranet'lerden, "Firewall" sistemleri üzerinden (bazı emniyet tedbirleri ile), Internet çıkışı da yapılmaktadır. Bu sayede, her iki yönde de ileti trafiği kontrol edilebilmekte ve güvenlik
sağlanmaktadır.

ADSL Nedir?

ADSL, İngilizce Asymmetric Digital Subscriber Line teriminin kısaltmasıdır. Standart bakır telefon telleri üzerinden daha fazla veriyi transfer edilmesine imkan vermek için geliştirilmiştir. ADSL, veri alırken 1.5 ile 9 Mbps arasında veri transfer kapasitesine sahiptir. Veri gönderme kapasitesi ise 16 ile 640 Kbps arasındadır.

XML Nedir?

XML(Extensible Markup Language) HTML ile pek çok açıdan benzerlik gösteren bir markup dilidir.
Verinin tanımlanması ve tarif edilmesi için kulanılır.HTML’deki yapının aksine XML’de kullanılacak
olan tag’ler önceden tanımlı değildir. Yani bir XML dokümanının yapısı tamamıyle kullanıcı tarafından oluşturulur. Verinin tarif edilmesi için DTD adı verilen yapılar kullanılmaktadır. XML ve DTD’nin
birlikte kullanılması ile dokümanlar kendini tarif eden bir yapı halini alırlar.


XML ve HTML arasındaki en belirgin fark XML’in verinin kendisiyle ilgilenmesi HTML’in ise verinin sunumuyla ilgilenmesidir.Buna bağlı olarak HTML dökümanları veriye ilişkin şekillendirme bilgilerini
içerirken XML dökümanları ise verinin tanım bilgilerini içermektedir. XML’in tasarım amaçlarından biri de verinin taşınmasıdır.

Bahsedilen bu özellikleri incelendiğinde XML’in pek çok önemli işlevi yerine getirdiği görülmektedir.

Burada önemli bir nokta olarak XML’i HTML’in yerine geçecek bir dil olarak düşünmek yerine HTML’in tamamlayıcısı olacak olan bir dil şeklinde düşünmek uygundur.
Günümüz bilişim dünyasına bakacak olduğumuzda XML’in her alanda karşımıza çıktığını görmekteyiz. Bu nedenle XML’I bir anlamda geleceğin web dili olarak tanımlamak mümkündür.

IP Adresi Nedir?

Internet'te her bilgisayarın bir IP (Internet Protokol) adresi vardır. Tipik bir IP adresi, noktalarla ayrılan dört rakamdan oluşur; örneğin, 212.156.4.20. Bir bilgisayarın IP adresi varsa, Internet üzerindeki tüm bilgisayarlar bu adresi kolayca bulur. Yani bir sitenin IP adresini biliyorsanız, Web
tarayıcınıza bu adresi yazarak da bağlanabilirsiniz. Ancak bu rakamları akılda tutmak zor olduğundan her bir IP adresine karşılık gelen alan adları verilmiştir. Çoğu Internet Servis Sağlayıcılarda bulunan özel sunucu bilgisayarlardan (Alan Adı Sunucuları - Domain Name Server- DNS) oluşan bir ağ, hangi alan adının hangi IP adresine karşılık geldiği bilgisini tutar ve kullanıcıları doğru adreslere yönlendirir. Internet'te trafiğin işlemesi bu IP adreslerine bağlıdır. Böylece hiçbir karışıklık olmaz.

Siz de Internet'e bağlandığınızda bilgisayarınıza bir IP adresi atanıyor. Ancak çoğu kullanıcının IP adresi dinamiktir, yani servis sağlayıcınızda o an boş bulunan bir IP adresi atanır. Bu yüzden her bağlantıda IP adresinizin son numarası değişir. Kendi IP adresinizi, Internet'e bağlıyken Windows'ta Başlat*Çalıştır satırına winipcfg yazıp Enter tuşuna basarak öğrenebilirsiniz.
Bazı IP adresleri sabittir (static IP), yani IP adresleri hiç değişmez. Bir Web sitesinin adresi her yazıldığında bulunabilmesi için IP adresinin sabit olması gerekir.

TCP/IP nedir?

"Bilgi Ağı" üzerindeki bilgi iletimi ve paylaşımı bazı kurallar dahilinde yapılmaktadır. Bu kurallara kısaca "internet protokolleri", ya da TCP/IP protokoller ailesi denir. TCP/IP (Transmission Control Protocol/Internet Protocol), bilgisayarlar ile veri iletme/alma birimleri arasında organizasyonu
sağlayan, böylece bir yerden diğerine veri iletişimini olanaklı kılan pek çok veri iletişim protokolüne verilen genel addır. Bir başka değişle, TCP/IP protokolleri bilgisayarlar arası veri iletişiminin kurallarını koyar.

Bu protokollere örnek olarak, dosya alma/gönderme protokolü (FTP, File Transfer Protocol),
Elektronik posta iletişim protokolü (SMTP Simple Mail Transfer Protocol), TELNET protokolü (Internet üzerindeki başka bir bilgisayarda etkileşimli çalışma için geliştirilen *login* protokolü) verilebilir. Adını


sıkça duyduğumuz WWW ortamında birbirine link objelerin iletilmesini sağlayan protokol ise Hyper Text Transfer Protocol (HTTP) olarak adlandırılmaktadır. TCP/IP protokolü aynı zamanda, diğer
iletişim ağlarında da kullanılabilir. Özellikle pek çok farklı tipte bilgisayarı veya iş istasyonlarını birbirine bağlayan yerel ağlarda (LAN) kullanımı yaygındır.

XML Nasıl Kullanılabilir?

XML hakkında bilinmesi gereken en önemli nokta bu dilin veriyi taşımak amacıyla tasarlanmış oluşudur.
XML ile veriler yapı bakımından modülerlik kazanmaktadır. Yukarıda bahsettiğimiz gibi XML
dökümanları verinin içeriğiyle ilgilenmektedirler. Bu sayede verilerin içerik, yapı ve sunum kısımları ayrı modüller halinde farklı XML dokümanlarında tutulmaktadır.
XML dokümanları Veri Adaları(Data Islands) adı verilen teknik sayesinde HTML sayfaları içerisinde de depolanabilmektedir. Bu teknik sayesinde verinizin sadece sunumuyla ilgilenilmektedir

XML ile verinin alışveriş işlemi gerçekleştirilir. XML, yapısının esnekliği sayesinde birbirine uyumlu olmayan sistemler arasında veri alış verişini rahatlıkla gerçekleştirmektedir. Günümüz bilişim dünyasında bilgisayar sistemleri ve veritabanlarının genellikle birbirine uyumsuz sistemler
içerebildiklerini görmekteyiz. Bundan dolayı uygulama geliştiriciler Internet üzerinden bu tip uyumsuz verilerin alış veriş işlemini gerçekleştirmek zorundadırlar.
Verinin XML formatına çevrilmesi ile farklı sistemler ve uygulamalardaki verilerin karmaşıklık derecesi indirgenerek alış veriş işleminin kolaylaştırılması sağlanır.
XML ile finansal bilgilerin Internet üzerinden alış verişi sağlanmaktadır. Günümüzde artık hepimizin sıklıkla duyduğu elektronik iş kavramı açısından incelenecek olduğunda XML’in önemli fonksiyonları yerine getirdiği görülmektedir. Bahsedilen bu fonksiyonları ile XML geleceğin Elektronik İş dili olarak da yeni bir misyonu üstlenmektedir.

XML ile verinin paylaşımı kolaylaştırılır.

XML, veriyi düz metin (plain text) formatında saklamasından dolayı veriyi paylaştırma konusunda da hem yazılım hem de donanımdan bağımsız hareket edebilme imkanını sunmuştur.

Bu sayede farklı uygulamalarda hareket eden farklı veri tipleriyle çalışmak daha da kolaylaşır. Ayrıca işletim sistemlerinin yükseltgenmesi, sunucu, uygulama vb. dışsal faktörlerin yenilenmesi gibi dışsal faktörlerden de asgari ölçüde etkilenilmiş olunur.
XML ile verinin depolanması sağlanır.

XML, verinin dosyalarda veya veritabanlarında saklanması için de kullanılabilir.

XML, yazılım, donanım ve uygulamalardan bağımsız olduğu için verinin daha elverişli olarak
kullanımını sağlamaktadır. Yani başka istemci(client) veya uygulamalar tıpkı veri kaynaklarına erişiyormuş gibi XML dosyalarına rahatlıkla erişebilirler.


XML, esnek yapısı nedeniyle başka dillerin de oluşturulabilmesine olanak tanır. Wireless Markup Language(WML) mobil cihazları için kullanılan WAP ortamlarının dilidir ve XML’in türevidir.

XML kullanımının yaygınlaşmasının nedenleri nelerdir?

1.  Bilgiye içerik değeri katar. Etiketler ve diğer XML bileşenleri; veriyi yorumlamada, sorgulamalarda, akıllı veri işlemede (data mining) ve buna benzer diğer operasyonlarda kullanıcıya içerik bilgisi sağlar.
2.  Dağıtılmış veriler için tek bir sunucudan görünüş sağlayan XML'in, erişim sağladığı bir çok verinin öğeleri, değişik veri tabanları içerisinde bulunabilir. XML ile bu verilere tek bir sunucu üzerinden bakılıyormuş gibi erişilebilir.

3.  Verilerin sınıflandırması, her uygulamanın özelliklerine göre bire bir belirlenebildiğinden çeşitli uygulamalara yerinde ve etkin çözümler sağlanabilir. Özellikle verilerin iç içe geçirilebilir olmasıyla, klasik ilişkisel veri tabanlarındaki gibi tablolar arası ilişkilendirme işleminden tasarruf edildiğinden sorgulama ve operasyonlarda yüksek performans artışı ve kolaylık sağlar.

4.  XML, sabit bir etiketler kümesi içermediğinden ve istenildiği kadar uygulamaya özel yeni etiket yaratılabildiğinden, genişleyebilen ve esnek bir veri standardıdır. İlişkisel veri tabanlarının dizayn güncellemeleri, XML'e göre daha çok zaman alır ve genelde sistemin performansını önemli ölçüde düşürür.

5.  XML etiketleri doğal dille yazıldığından anlaşılması kolaydır. Böylece her düzeydeki çalışan veri etiketlerini kolayca okuyarak verinin içeriği hakkında bilgi sahibi olabilir.
6.  İçeriği gösterimden ayırır. XSL "style sheet"leri tarafından oluşturulan görünüş ve veri yapısı bilgileri, XML ile hazırlanmış bir belgenin görünüşünün içeriğe dokunmadan değiştirilebilmesini sağlar.

7.  Sektör içi ortak standartların geliştirilebilmesine ortam sağladığından, aynı sektördeki firmaların veri paylaşımını kolaylaştırır.
8.  Sıradan veri tabanlarında; veri kayıtları, belirli şemalara ihtiyaç duyar; oysa XML belgeleri bu tür tanımlamalara ihtiyaç duymadan saklanabilir çünkü XML etiket ve özelliklerden oluşan meta veriler içerir.

9.  Çeşitli veri türleriyle kullanılabilir. XML belgeleri, çoklu ortam verilerinden (resim, ses, video) aktif bileşenlere (Java Appletleri, ActiveX) kadar birçok olası veri türünü içerebilir.
10.  Çokdilli belgeleri ve "Unicode"u destekleyen XML, uygulamaların uluslararası hale getirilmesinde önemli avantaj sağlar.

Web servisleri için XML entegrasyonun genel aşamaları nelerdir?


Servise dayalı mimari (Service Oriented Architecture), ayrı bilgi sistemlerini entegre eden ve
heterojen sistemler arsında köprüler oluşturabilen, bilinen en efektif ve düşük maliyetli mimaridir.
Böyle bir mimari sistemle hareket (transaction) maliyeti düşer, iş ve veri akışının izlenebilirliği kolaylaşır ve IT departmanının üstündeki kod yazma, sorun çözme, vs... gibi yükler azalır.

XML entegrasyonun genel olarak üç aşamada yapılması gerekir:

1.  Kurumsal mevcut sistemlerin entegrasyonu

Kullanılmakta olan sistem, uygulama ve veri tabanlarından mevcut yapıya ilişkin bilgi alınır, daha sonra bu yapı web servisleri matığına göre yeniden şekillendirilir. Böylece:

Mevcut sistemlerdeki verilerin geri dönüşümü (yeni sisteme göre kullanılmaları) sağlanır. Entegrasyon projesinin karmaşıklığı ve maliyeti azaltılmış olur.
2.  Kurumsal servis entegrasyonu

Standart tabanlı XML kullanarak, mevcut IT kaynaklarının ve servislerin kurum tarafından kontrolü sağlanır. Böylece:

Servislerin, esnek mimari sayesinde, kurumsal gereksinimlerle uyumluluğu arttırılır.

Çoklu uygulamaların (multiple applications) bilgi, akış ve yapılarını kümeleyen (bir araya getiren) esnek, kompozit uygulamalar yaratır.

Satıcıların standart tabanlı mimarilere bağlı kalmasını önler.

3.  Kurumsal bilgi entegrasyonu

Kullanıcıların iş terimleri kullanarak aradıkları bilginin, formatından ya da bulunduğu sistemden
bağımsız olarak veri kaynaklarında bulunması, erişilebilir olması ve taşınmasını sağlayan bir gateway oluşturur. Böylece:
Kullanıcının ya da iş akışının ihtiyacına göre veri sunumları yapılabilir ya da diğer türdeki sunumlarla birleştirilir.

Her türlü bilgisayara ve uygulamalara tam zamanlı bilgi taşınır.

Güncellenen bilgi sayesinde yöneticilerin karar verme süreci güçlenir.

Web Servislerinde kullanılan teknolojiler nelerdir? Bunlar XML ile nasıl bütünleşmiştir?

Günümüzde, farklı programlama dilleriyle yaratılmış, farklı obje modelleri ya da veri standartları kullanan ve hatta farklı işletim sistemlerinde çalışan bir grup uygulamayı bir araya getirerek
kullanabilir, ve bu entegrasyonu da internet ortamına aktarabiliriz. Web Servisleri, bu tür
entegrasyonları kullanabileceğimiz ara yüzler sağlayarak, işlerimizi internet üzerinden platformdan, dilden ve obje modelinden bağımsız olarak yapabilmemize olanak tanır. Web Servislerine erişim standart bir ara yüz aracılığıyla gerçekleştiği için birbirinden tamamen farklı sistemlerin birlikte
çalışabilmesine olanak verir. XML veri standardı, platformdan bağımsız oluşu ve entegrasyon ve standardizasyon kolaylığı ile web servisleri teknolojisinin temel yapı taşlarından biridir. Halen


kullanılmakta olan bu veri transformasyon ve işleme protokolleri genel olarak üç isim altında incelenebilir.
SOAP: Basit nesne erişim iletişim kuralı (SOAP- Simple Object Access Protocol), XML temeli üzerine oluşturulmuştur. Uygulamaların birbirlerine çağrı yapabilmeleri için oluşturulmuş bir standarttır.
Uygulamaların internet aracılığıyla birbirlerinden nasıl bir istekte bulunacağını, bir isteğe nasıl karşılık verileceğini tanımlar. Kısacası internet üzerinden dağıtılan uygulamalar geliştirmemizi mümkün hale getirir.
UDDI: Evrensel açıklama, keşif ve entegrasyon (Universal Description, Discovery and Integration),
web servisleri ile ilgili olarak bir adres defteri işlevi görür. UDDI, XML Web Servisleri sunan şirketlerin bulunmasını sağlar. UDDI ve XML web servisleri sayesinde Internet üzerinden yaptığımız arama
işlemlerimizi çok daha kısa zamanda ve doğru olarak yapabiliriz.

WSDL: Web hizmetleri tanımlama dili (Web Services Description Language), bir XML web servisinden hangi işlevlerin sağlanabileceğini, bu işlevleri çağırmak için hangi parametrelerin girilmesi gerektiğini ve servisten dönecek olan verinin tipinin ne olduğunu tanımlamaya yönelik bir standarttır.

İstemci (client) HTTP protokolünü kullanarak sunucuya (server) istemini iletir ve sunucu bu istemi XML standardına göre işleyip yanıtını yine XML verileri halinde saklar. Web servislerinin
kullanılabilmesinde, geliştirilebilmesinde ve diğer uygulamalarla bütünleştirilebilmesinde XML veri standardına geçilmiş olması çok önemli bir aşama teşkil etmektedir. XML, bu tür uygulamaların daha da geliştirilip yaygınlaşmasını sağlayacaktır.

1. GİRİŞ

 Üzerinde yaşadığımız yerkabuğu ya da diğer adıyla litosfer, dış biçimini ve iç yapısını sürekli olarak değiştiren canlı bir varlık gibidir. Hızlı veya yavaş olarak gelişen hareketleri içinde besler. Bizler, günlük yaşamımızda bu hareketliliğin ve değişikliğin büyük bir bölümünden haberdar olamayız. Kıta oluşturan hareketler olarak tanımlanan sürekli ve yavaş hareketlerin büyüklüğü yılda I-10 mm kadardır. Yüzbinlerce, milyonlarca yıl sürmektedir. Ancak insanlar tarafından dehşetle duyulan ve saniyelerle ölçülecek süreler içinde gelişen hızlı yerkabuğu hareketleri vardır ki bunları da deprem olarak adlandırıyoruz.Yani yeryüzünde duyulan ve kökeni doğal nedenler olan yer sarsıntılarına deprem veya zelzele denir.
Depremler, çoğunlukla büyük elastiki kırıklara bağlı olarak gelişirler. Bu elastiki kırıklara da fay denir.
Fay hattının iki ucunda biriken enerji, kütlenin direncini aşınca kırık boyunca kaymalar oluşmakta ve sonuçta deprem olayı meydana gelmektedir. Ülkemizden geçen Kuzey Anadolu Fay Hattı dünyaca da ünlüdür. 1906 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleşen Kuzey Kaliforniya (San Fransisko) depreminden önce fay hattının iki yanında yapılan ölçüler sonucunda, yukarıda açıklanan deprem oluşum teorisi ortaya çıkmıştır. Depremler yanardağ püskürmeleri ile de ortaya çıkabilir. Ancak, bunlar çok küçük bir bölgeyi etkisi altına alır. Örneğin: Japonya'da bu tür depremler gerçekleşmektedir. Yer altındaki mağaraların, petrol ve doğalgaz kuyularının çökmesinin, büyük heyelanların da deprem oluşturduğu söylense de tam tersi olarak; bunlar deprem sonucunda oluşan olaylardır.
Depremler, önce hafif bir sarsıntı ve yer içerisinden gelen top seslerini andıran gürültüler ile başlar, sarsıntı birden şiddetlenilen yüksek mertebeye çıkar ve en çok hasar yaptıktan sonra aniden yavaşlar, bir süre hafif sarsıntılar biçiminde devam eder ve sonunda duyulmaz olur. Büyük depremler sonucunda yüzlerce kilometre uzunluğunda faylar ve bunlara bağlı olarak yarıklar ve çatlaklar meydana gelir. Depremlerin yeryuvarı üzerinde yapmış olduğu değişiklikler ve meydana getirdiği hasarlar dikkate alınarak derecelendirilmiştir. Bunlar: • 10 dereceli Rossi-Forel • 12 dereceli Mecalli-Sierberg • 12 dereceli Mercalli-Cancani ölçekleridir. Ancak bugün, deprem odağında açığa çıkan enerjinin miktarını esas alan şiddet değerlendirmesi yapılmaktadır. Buna, C.F. RICHTER tarafından depremin magnitüdü (büyüklüğü) denmiştir. Deprem kavramı üzerine yapılan bu kısa açıklamalardan sonra, aşağıda Türkiye'nin depremsellikteki yerine değinilmiştir.

2. TÜRKİYE'DE DEPREM BÖLGELERİ

Türkiye, depremselliği yüksek olan bir bölgede bulunmaktadır. Japonya'dan Amerika Birleşik Devletleri'ne kadar olan hatta Kuzey Anadolu Fay Kuşağı bulunmaktadır. Doğu Akdeniz bölgesinin önemli bir kuşağı olan bu fay hattı, tektonik bir aktivite alanıdır. Yıllık santimetreler hızında doğrultu atımlı kayma hareketleri olmaktadır. Fayın oluşumunu incelemeye yönelik olarak çok sayıda jeolojik, jeofiziksel ve jeodezik çalışmalar yapılmıştır ve hala devam etmektedir. Kuzey Anadolu Fay Kuşağı, Avrupa Asya plakası ile Anadolu Yarımadası arasındaki hareketlerin büyük bir bölümünün birleştiği sağ yönlü bir fay zonudur. 1000 km den daha uzun olan fay, bölgesel bir yarık morfolojisi niteliğindedir. Günümüzde fayın merkez bölgesinde yapılan ölçüler, hareket hızının 1-2 cm büyüklüğünde olduğunu göstermektedir. Yanal hareketlerin yanında kuzey bloğunun da önemli ölçüde yükseldiği ortaya çıkmıştır. Kıtasal hareketler sonunda bazı bölgeler şiddetlice sarsıldıkları halde diğer bölgeler daha az etkilenirler ya da hiç etkilenmezler (tehlikesiz bölgeler). Bu bölgelere deprem kuşaklan, bunları gösteren haritalara da deprem kuşağı haritaları denir. Ülkemiz, şekil 1 .a,b (a- ÇAYNAK S. 1996, b-DEMİR C. ve diğerleri 1995) de verilen Türkiye ve çevresi tektonik haritalarına bağlı olarak 5 deprem bölgesine ayrılmıştır. Birinci deprem kuşağı, Doğu-Batı yönünde Kuzey anadolu Fay Kuşağı doğrultusundadır. Ağrı, Erzurum, Erzincan,Tokat, Amasya, Bolu, Kocaeli ve Çanakkale illerimiz bu kuşakta yer alırlar. Hat, Van, Muş, Bingöl üzeriden güneye doğru Hatay'a kadar uzanmaktadır. Batı ucundan güneye inerek Manisa, İzmir, Aydın ve Denizli illerini de 103 kapsar. Dokuzuncu derece tahrip edici depremlerden başlamak üzere onuncu derece felaket depremleri, onbirinci derece afet ve onikinci derece büyük afet depremler bu kuşakta yer olmaktadır. İkinci derece deprem knşağı, yukarıda sınırlan çizilen birinci kuşağı çevreler. Maraş. Tunceli. Malatya. Çankırı. Yozgat. Uşak. Afyon. Burdur. Muğla. İstanbul, Gümüşhane ve Kars illeri bu kuşakta yer alır. Yıkıcı ve çok şiddetli depremlerin olduğu bölgelerdir. Üçüncü derece deprem kuşağı, her iki kuşağı çevreleyen bölgeleri kapsar. Adana, Sivas, Kayseri, Kırşehir, Eskişehir, Kütahya, Balıkesir, Edirne, Kastamonu ve Samsun illeri de bu kuşakta yer almaktadır. Şiddetli ve oldukça şiddetli depremler olabilir. Dördüncü derece deprem kuşağında Ankara, Antalya, İçel, Nevşehir, Niğde, Antep, Adıyaman, Diyarbakır, Kırklareli ve Hakkari bulunmaktadır. Orta şiddetli depremler ve hafif depremler olabilmektedir. Tehlikesiz bölge sayılan beşinci derece deprem kuşağında ise Antalya -İçel arasında Tuz Gölü'ne kadar uzanan koridor ve Sııriye-Irak sınırına yakın Güney-Doğu Anadolu Bölgesi girmektedir. Konya ve Mardin illeri bu sınırlar içerisinde kalmaktadır. Çok hafif ve ancak sismograflarca kayıt edilen depremler de bu bölgede olmaktadır.

3. TÜRKİYEDE GERÇEKLEŞEN DEPREMLER

Türkiye'de söz edilen depremlerin çoğu Kuzey Anadolu Fay Kuşağı'nda ve Doğu Anadolu Fay Kırığı'nda gerçekleşmiştir. Şekil 2. (ALTINER Y. 1996) de Kuzey Anadolu Fay Kuşağı ve 1903 yılından başlamak üzere gerçekleşen depremlerin yerleri ve tarihleri görülmektedir. Bu depremlerin magnitüdü 5 den yukarıdır. Aşağıda bazıları verilmiştir. 

3.1. BOLU DEPREM BÖLGESİ

1100 km'lik Kuzey Anadolu Fay Kuşağı'nın Bolu bölgesinde kırık genişliği yerine göre 500-1000 m dir. Bu bölgede kayaçlar parçalanmış, ezilmiş, yer yer sıcak ve soğuk su kaynakları çıkmış, baraj gölleri oluşmuş ve volkanik püskürmeler gün yüzüne çıkmıştır. 1.2.1944 tarihinde olan Bolu-Gerede depreminin şiddeti 10, magnitüdü 7.4' tür. 180 km uzunluğundaki bu fay bölgesinde (Bayramören Köyün'den Abant Gölü'ne kadar), makrosismik araştırmalar sonucunda 2-3.5 m yatay kaymalar ve 40-100 m boyunda düşey kaymalar görülmüştür. 1951 Kurşunlu depreminin şiddeti 9, magnitüdü 7 dir. 1944 Bolu deprem fayı yeniden harekete geçmiş, doğuda Afşar-Dol aş I ar köyleri arasında 12 km uzunluğunda yeni bir fay kırığı oluşmuştur. 26.5.1957 tarihinde gerçekleşen Bolu-Abanl depreminin şiddeti 9-10 dur. 40 km'lik fay uzunluğu bulunan bölgede 1.60 m yatay kaymalar ve 0.40m düşey kaymalar olmuştur. 22.7.1967 tarihinde olan Akyazı depreminin şiddeti de 10 dur. 60-80 km uzunluğundaki fayda 1.90 m yatay kayma ve 1.20 m düşey kayma meydana gelmiştir.

3.2. VAN DEPREM BÖLGESİ (ÇALDIRAN DEPREMİ)

24.11.1976 günü yerel saatle 14.22 de yıkıcı bir deprem, Doğu Anadolu'nun Van ile Ağrı illeri arasındaki bölgeyi korkunç derecede sarsmış, en fazla hasarını Çaldıran Bucağı'nda ve yakın çevresinde yapmıştır. Erciş-Özalp ve Diyadin'e bağlı köylerde önemli mal ve can kaybına yol açmıştır. Deprem bölgesi şekil 3. de görülmektedir. Yaklaşık 2000 km2 'lik mesken alanında evlerin en az %80 i yıkılmış (10 000 kadar), yıkılan bu evler altında 4000 den fazla insan hayatını kaybetmiştir. Bölgede son 100 yıl içinde bu şiddette başka bir deprem olmamıştır. Depremin büyüklüğü Kandilli Gözlemevi verilerine göre 7.6 magnitüddür. İlk şiddetli sarsıntılar, Van'daki kayıtlara göre 17 saniye sürmüştür. Deprem sırasında Van Gölü tabanı güneye doğru eğilmiş, kuzey kıyısı güney kıyısına göre yaklaşık 16 cm yükselmiştir.
Çaldıran depremi, 90-100 km uzaktaki Van ve Ağrı il merkezlerini hasar yapacak derecede etkilememiştir. Deprem sırasında 50 km uzuzluğunda bir kırık sistemi oluşmuştur. Yatay hareket miktarı 330-350 cm'yi bulmuş, ancak düşey hareket 50 cm'yi aşmamıştır. 

3.3. MALATYA DEPREMİ 

5.5.1986 günü saat 6.30 sıralarında Malatya'nın Doğanşehir ve Sürgü ilçeleri yakınlarında 5.8 magnitüd büyüklüğündeki ilk depremin resmi verilerinde 824 ağır, 2539 orta ve 4705 az hasar bildirilmişse de 6.6.1986 tarihli aynı şiddetteki deprem hasarın daha da artmasına neden olmuştur. Doğu Anadolu fay bölgesi içindeki Sürgü Barajı'nın kretinde 500 m uzunluğunda, 5- 15 cm açıklığında ve 1-1.5 m derinliğinde çatlaklar oluşmuştur. Sürgü İlköğretim Okulu'nun zemin katı ve 1 ve 2. Katların altında kalarak yok olmuştur.

Bir fizikçinin attığı tweetler fizik dünyasının yıllardır peşinde olduğu kütleçekim dalgalarının keşfedildiği anlamına gelebilir. Eğer doğruysa bu keşif, Einstein’ın en önemli tahminlerinden birini doğrulayacak.

Bir fizikçinin attığı tweetler fizik dünyasının yıllardır peşinde olduğu kütleçekim dalgalarının keşfedildiği anlamına gelebilir. Eğer doğruysa bu keşif, Einstein’ın en önemli tahminlerinden birini doğrulayacak.
Geçtiğimiz yılın Eylül ayında, Arizona Eyalet Üniversitesi’nden kuramsal fizikçi Lawrence Krauss şöyle bir tweet yolladı:
“LIGO detektöründe bir kütleçekim dalgası tespit edildiği söylentileri dolaşıyor. Eğer doğruysa muhteşem bir şey bu. Detayları bildirmeye devam edeceğim.”
LIGO deneyinde çalışan araştırmacılar ve bilim insanlarıysa bu söylentiyi ne doğruladılar ne de yalanladılar. Astrofizik camiasında ise Krauss’un söylenti yaymasına tepkiyle yaklaşanlar oldu. Söz gelimi, Kuantum Hesaplama Enstitüsü’nden Marco Piani, Krauss’un tweet’ine şöyle yanıt verdi: “Doğruysa bu gerçekten harika ama bilim insanları olarak söylenti yaymaktan, özellikle de bunu halka açık bir şekilde yapmaktan kaçınmamız, gerçekler ortaya çıkana kadar beklememiz gerekmiyor mu?”
Ne var ki Lawrence Krauss bu ay tweet’lerine tekrar döndü:
“LIGO hakkındaki önceki söylentilerim bağımsız kaynaklar tarafından doğrulandı. Takip etmeye devam! Kütleçekim dalgaları keşfedilmiş olabilir!! Çok heyecanlı.”
Bu habere şüpheyle bakmamızı gerektirecek çok şey var. Deneydeki araştırmacılardan haber çıkmadıkça söylentinin doğru olup olmadığını bilemeyeceğiz. Eğer doğruysa çok coşkulu bir buluş olabilir.
Albert Einstein, genel görelilik kuramının bir parçası olarak çok büyük nesnelerin tıpkı suda yol alan bir gemi gibi, uzay zamanın dokusunda dalgalar yaratabileceğini öne sürmüştü. Bu kütleçekim dalgaları karadelikler hakkında bilgi taşıyabilir, evrenin doğuşu sırasında koşulların nasıl olduğunu gösterebilir.
Bu arada, zamanın başlangıcından kalma kütleçekim dalgalarını gördüğünü iddia eden bir deney vardı, hatırladınız mı? Sadece parazitten ibaret çıktı. Bu da şüpheciliğimizi korumak için bir diğer sebep.
Kütleçekim dalgalarının var olduğuna ilişkin dolaylı kanıtlar bulunsa da, bilim insanları henüz böyle bir dalgayı bulup ölçemedi. LIGO da işte bu noktada sahneye çıkıyor. Lazer Girişimölçerli Kütleçekim Dalgası Gözlemevi anlamına gelen LIGO, uzay-zamanda kütleçekimden kaynaklanan bozulmaları saptamak için lazer kullanıyor.
Krauss, sözünü ettiği bu gizemli sinyalin LIGO ekibini test etmek için tasarlanmış bir prova olmadığını söylüyor. Fakat hepsinin kanıtı hakemler tarafından gözden geçirilmiş makalede ve henüz böyle bir makale görmedik.

İlginç Bilimsel Gerçekler

  • Yayınlanmış bir bilimsel makalenin ortalama okur sayısı 0.6’dır.
  • Her gün bilim insanları tarafından yeni 41 tür canlı bulunmaktadır.
  • İnsan DNA’sı muzla yüzde 50 aynıdır.
  • Fotosentez sırasında bitkilerden insanların göremediği bir ışık yayılır.
  • Bilim insanları idrarla cep telefonlarını şarj edebilen bir cihaz geliştirmiştirler.
  • Ay Dünya’dan her yıl 3.78 cm uzaklaşmaktadır.
  • Eğer vücudumuzdaki bütün hücrelerde bulunan DNA’yı uç uca eklerseniz 16 milyar kilometre uzunluğunda olur.
  • Yerfıstığı ezmesi yüksek basınçta elmasa dönüştürülebilir.
  • Depremler sırasında su altına dönüşebilir.
  • Yıldırımların ısısı Güneş yüzeyinden 5 kat daha sıcaktır.
  • Yağmurda B12 vitamini bulunur.
  • Bazı durumlarda sıcak su soğuk sudan daha hızlı donabilir.
  • Ayçiçekleri radyoaktif atıkların temizlenmesinde kullanılabilir.
  • Buz ile ateş yakabilirsiniz.
  • Vücudumuzda bulunan vücut hücreleri sayısından 10 kat fazla bakteri hücresi bulunur.
  • Günümüzde atmosferde son 800 bin yılda bulunan en yüksek karbondioksit oranı görülmektedir.
  • Venüs’te bir gün bir yıldan daha uzundur.
  • Domateste insandan daha fazla gen bulunur.
  • Patateste insandan daha fazla kromozom bulunur.
  • Ses dalgaları objeleri kaldırmak için kullanılabilir.
  • Ağırlığınız Ay yüzeyinde, Dünya’daki ağırlığınızın yüzde 16.5’i (yaklaşık 6 da 1) kadardır.

  • Her ayağımızda 250 bin kadar ter bezi bulunur.
  • Bilim insanları tavuğun yumurtadan değil yumurtanın tavuktan çıktığı kararına varmışlardır. Yumurta kabuğunu oluşturan proteinler sadece tavuklar tarafından oluşturulmaktadır.
  • Neptün gezegenin varlığı bir teleskopla gözlemlenmeden önce hesaplamalarla tahmin edilmiştir.
  • Güneş ışınlarının Güneş’ten Dünya’ya ulaşması 8 dakika 20 saniye sürer.
  • Dünya’da sürüngenlerden örümceklere ve balıklara bilinen 173 bin faklı zehirli tür bulunmaktadır.
  • Virüsler de virüs kapabilir.
  • Bilim insanları idrardan diş geliştirebilirler.
  • -40°C, -40°F’a (Fahrenheit) eşittir.
  • Benzin içinde 150 ila 1000 arasında farklı kimyasal bileşen bulunur.
  • Yağmur kokusuna actinomycetes adlı bir bakteri sebep olur.
  • Bilim insanları haşlanmış bir yumurtayı yeniden ilk haline getiren kimyasal bir yöntem geliştirmişlerdir.
  • Bilim insanlarının yüzde 87’si iklim değişikliğinin insan kaynaklı olduğunu düşünürken bu oran halk arasında yüzde 50’dir.
  • İnsan beyinde yaşayan bir bakterinin keşfinden sonra bilim insanları bir zombi salgının mümkün olabileceğini düşünmektedirler.
  • Nobel sahipleri, ABD başkanları, NASA astronotları arasında ilk kardeş olanların sayısı ağırlıktadır.

ÖFA

{picture#https://i.pinimg.com/736x/da/b1/5a/dab15a848e7e924705d6dd46cc8dcc59--warcraft-movie-cast-world-of-warcraft-movie.jpg} Tıp, felsefe, bilimle ilgili paylaşımlar yapan; tıp ders notları ve pdf dosyalar paylaşan bilgi sitesi. {twitter#https://twitter.com/bilgitepecom}
Blogger tarafından desteklenmektedir.